1001terapist.com platformunun kurucusu ve Uzman Klinik Psikolog Emre Gökçeoğlu, narsisizmin klinik bir kişilik bozukluğu olduğunu ve basit bir öz güven fazlalığından çok daha karmaşık olduğunu belirtiyor.
"İnsanlar kendine güvenen, öz güvenli herkese narsist diyebiliyor. Oysa narsist ne demek diye sorduğunuzda, karşınıza çok daha derin ve problemli bir tablo çıkıyor" sözlerini kaydeden Gökçeoğlu, narsisizm hakkında merak edilenleri anlattı.
Gökçeoğlu'na göre, narsisizm son yıllarda artan bir sorun. "Sosyal medyanın etkisiyle kendini sergileme davranışı normalleşti. Ancak gerçek narsisizm bundan çok daha fazlası" diye ekliyor. Kavramın köklerinin antik Yunan mitolojisindeki Narkissos'a dayandığını hatırlatan Gökçeoğlu, "Narkissos, su yansımasındaki kendi görüntüsüne aşık olan ve bu yüzden oradan ayrılamayıp ölen güzel bir gençti. Bu mit, narsisizmin özünü çok güzel özetliyor." diyor.
"Narsisistik kişilik bozukluğu, kişinin kendini aşırı derecede önemli görmesi, hayranlık ihtiyacı ve empati eksikliği ile karakterize bir durum" diye tanımlayan Gökçeoğlu, bunun DSM-5'te resmî olarak kabul edilmiş bir psikiyatrik tanı olduğunu vurguluyor.
Gökçeoğlu'na göre, narsist bireyler sürekli onay ve hayranlık arayışında. "Kendilerini üstün görüyorlar, özel muamele bekliyor ve eleştiriye tahammülleri yok. Başkalarının duygularını anlama kapasiteleri çok sınırlı" diye açıklıyor.
Narsisizmin belirtilerini sıralayan Gökçeoğlu şunları söylüyor: Büyüklenme duygusu, sınırsız başarı, güç veya güzellik fantezileri, kendini özel ve benzersiz görme, aşırı hayranlık ihtiyacı, hak görme duygusu, başkalarını kullanma eğilimi, empati eksikliği ve sürekli kıskançlık bunların başında geliyor.
Bu kişilerin ilişkilerinde önemli sorunlar yaşadığını belirtiyor. Gökçeoğlu'na göre, "Narsistler partnerleri, arkadaşları ve aile üyelerini duygusal olarak istismar edebiliyorlar. İhtiyaçları karşılandığı sürece yakınlar, karşılanmadığında ise uzaklaşıyorlar."
Çocukluk döneminin narsisizm gelişiminde kritik rol oynadığını söyleyen Gökçeoğlu, "Aşırı şımartılan veya tam tersine ihmal edilen çocuklar yetişkinlikte narsisistik özellikler geliştirebiliyor." diye açıklıyor.
Gökçeoğlu'na göre, aşırı eleştirici veya sürekli karşılaştıran ebeveynler de narsisizme zemin hazırlayabiliyor. "Çocuk sürekli mükemmel olma baskısı altında kalıyor ve kendi değerini sadece başarılarla ölçmeye başlıyor. Bu da yetişkinlikte narsisistik savunma mekanizmalarına dönüşebiliyor."
Narsisizmin sadece gösterişçi bir tür olmadığını vurgulayan Gökçeoğlu, gizli narsisizmi açıklıyor. "Klasik narsistler açıktan büyüklenmeci davranırken, gizli narsistler kurban rolü oynarlar. Sürekli yanlış anlaşıldıklarını, hak ettikleri değeri göremediklerini söylerler."
Gizli narsistlerin tespitinin daha zor olduğunu belirtiyor. Gökçeoğlu'na göre, "Bu kişiler alçakgönüllü görünür ama aslında sürekli onay beklerler. Eleştiriye aşırı duyarlıdırlar ve pasif-agresif davranışlar sergilerler."
Narsist testi gibi değerlendirme araçlarının bir fikir verebileceğini ancak kesin tanı için profesyonel değerlendirme gerektiğini söyleyen Gökçeoğlu, "Online testler farkındalık yaratıyor ama tanı koymak için klinik görüşme şart" diyor.
Gökçeoğlu, tanı sürecinde kişinin yaşam öyküsünü, ilişki modellerini ve davranış kalıplarını detaylı incelediğini belirtiyor. "Narsisistik kişilik bozukluğu tanısı koymak kolay değil. Çünkü bu kişiler genellikle problemi kendilerinde değil başkalarında görüyorlar."
Narsistlerle ilişkide olan insanların büyük acı çektiğini söyleyen Gökçeoğlu, "Narsist partner sürekli kontrol ediyor, eleştiriyor ve değersizleştiriyor." diye açıklıyor.
Gökçeoğlu'na göre, narsistik istismar gerçek bir travma yaratıyor. "Gaslighting, suçlama, küçümseme ve manipülasyon bu ilişkilerin norm hâline geliyor. Kurban konumundaki kişi zamanla öz güvenini kaybediyor ve ilişkiden çıkamaz hale gelebiliyor."
Narsisizmin tedavisinin en zor kişilik bozukluklarından biri olduğunu söyleyen Gökçeoğlu, "Narsistler genellikle problemi kendilerinde görmüyorlar. Bu yüzden terapiye gelmek istemiyorlar. Gelseler bile terapisti manipüle etmeye veya eleştirmeye başlayabiliyorlar" diyor.
Ancak tamamen umutsuz olmadığını da vurguluyor. Gökçeoğlu'na göre, "Eğer kişi gerçekten değişmek istiyorsa ve içgörü kazanabiliyorsa, iyileşme mümkün. Ama bu uzun ve zorlu bir süreç. Yıllarca sürebiliyor."
Narsisizm tedavisinde kullanılan yöntemleri açıklayan Gökçeoğlu, "Psikanalitik terapi ve şema terapi bu durumda en etkili yaklaşımlar. Amaç, kişinin çocukluk dönemindeki yaralarını iyileştirmek ve sağlıklı bir benlik algısı geliştirmesini sağlamak." diyor.
Bilişsel davranışçı terapinin de yardımcı olabileceğini belirtiyor. Gökçeoğlu'na göre, "BDT ile kişi, büyüklenme düşüncelerini ve manipülatif davranışlarını fark edip değiştirebiliyor. Empati becerileri geliştirilebiliyor."
Narsist biriyle ilişkide olanlara tavsiyelerde bulunan Gökçeoğlu şunları söylüyor: "Öncelikle durumu tanımalı ve kabul etmelisiniz. Narsisti değiştirmeye çalışmak boşuna. Kendi sınırlarınızı korumaya odaklanın."
Gökçeoğlu'na göre, bireysel terapi almak bu durumda çok önemli. "Kendinizi kaybettiyseniz, öz güveniniz zedelendiyse mutlaka destek alın. Bazen ilişkiden çıkmak en sağlıklı seçenek olabiliyor."
Narsisizmin toplumsal düzeyde de artış gösterdiğini belirten Gökçeoğlu, "Sosyal medya kültürü, anlık ünlüler ve tüketim toplumu narsisizmi körüklüyor. Hemen herkes sürekli beğeni, takipçi ve onay peşinde" diyor.
Gökçeoğlu'na göre, bu durum özellikle genç nesilde endişe verici. "Gençler sürekli mükemmel görünmeye çalışıyor, gerçek benliklerinden uzaklaşıyorlar. Bu da sağlıklı benlik gelişimini engelliyor."
Sağlıklı öz güvenle narsisizmin karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Gökçeoğlu, "Öz güvenli insanlar başkalarını küçümsemek zorunda hissetmezler. Empati kurabilirler, eleştiriyi kabul edebilirler ve gerçekçi bir benlik algısına sahiptirler." diye açıklıyor.
Narsistlerin ise kırılgan bir özgüvene sahip olduğunu belirtiyor. Gökçeoğlu'na göre, "Narsist davranışların altında derin bir güvensizlik ve yetersizlik duygusu yatıyor. Büyüklenmeci tavırlar aslında bir savunma mekanizması."