Küresel siyasetin önemli isimlerinden ve üç kuşaktır lojistik sektöründe faaliyet gösteren bir aileden gelen Esen Ermiş Ertürk, küresel ticaretin omurgasını oluşturan lojistik sistemin jeopolitik belirsizlikler karşısında nasıl yeniden şekillendiğini anlattı.
Uluslararası ticaretin uzun yıllar boyunca maliyet, hız ve kapasite dengesi üzerinden yönetildiğini belirten Esen Ermiş Ertürk, son dönemde bu denklemin köklü biçimde değiştiğine dikkat çekti.
"Son yıllarda lojistik sektörü, alışık olduğu ticari ve operasyonel risklerle değil, doğrudan jeopolitik belirsizliklerle çalışmak zorunda kaldı. Klasik riskler belirli ölçüde fiyatlanabilirken, jeopolitik riskler aynı anda süreyi, maliyeti ve kapasiteyi baskılıyor. Kızıldeniz'de yaşananlar bu farkı açık biçimde ortaya koydu. Süveyş hattının güvenilirliğini kaybetmesi, alternatif rotaları geçici bir önlem olmaktan çıkararak sistemin kalıcı bir parçası hâline getirdi. Bu gelişme yalnızca gemi rotalarını değil, küresel lojistik planlamanın temel varsayımlarını da geçersiz kıldı."
Süre Uzadıkça Kapasite Daralıyor
Rota değişimlerinin yalnızca mesafe artışı anlamına gelmediğini vurgulayan Esen Ermiş Ertürk, asıl etkinin sistemsel kapasite üzerinde görüldüğünü ifade etti:
"Rota değişimleri taşıma sürelerini uzattı. Süre uzadıkça aynı gemi filosuyla yapılan sefer sayısı azaldı; fiziksel kapasite değişmeden sistemde fiilî bir kapasite daralması oluştu. Bu daralma navlunları yukarı itti. Ancak navlundaki artış tek başına bir maliyet kalemi olarak kalmadı. Teslim süreleri uzadıkça stok seviyeleri yükseldi, işletme sermayesi bağlandı ve finansman ile sigorta maliyetleri zincirleme şekilde arttı. Böylece lojistik, muhasebe kalemi olmaktan çıkıp doğrudan nakit akışını belirleyen bir unsur hâline geldi."
Sabit Sözleşmeler Kırılganlaştı
Denizyolundaki oynaklığın fiyatlama disiplinini bozduğunu belirten Esen Ermiş Ertürk, riskin giderek yük sahibine kaydığına dikkat çekti:
"Denizyolundaki bu oynaklık, sabit fiyatlı ticari sözleşmeleri kırılgan hâle getirdi. Risk taşıyıcıdan yük sahibine kaydı ve lojistik hizmetlerde öngörülebilirlik ciddi biçimde azaldı. Aynı dönemde taşıma modları arasındaki denge de bozuldu. Denizyolu hacim açısından omurga olmayı sürdürdü ancak fiyat istikrarını kaybetti. Hava kargo pahalı ve sınırlı kaldı, karayolu sürücü açığı ve sınır geçişleri nedeniyle yavaşladı, demiryolu ise altyapı ve entegrasyon eksikleri nedeniyle bu baskıyı absorbe edemedi."
Intermodal Lojistik Artık Bir Tercih Değil
Bu tablonun tek modlu lojistik modellerini sürdürülemez hâle getirdiğini söyleyen Esen Ermiş Ertürk, intermodal çözümlerin artık verimlilik değil risk yönetimi aracı olduğunun altını çizdi:
"Intermodal çözümler artık bir maliyet optimizasyonu değil, belirsizlik altında ayakta kalma aracıdır. Buna çevresel düzenlemeler de eklendi. Karbon emisyonu, raporlama ve sürdürülebilirlik kriterleri bazı pazarlara erişimin doğrudan koşulu hâline geldi. Yeşil uyum ertelendiğinde maliyet değil, pazar kaybı yaratıyor. Bu durum yalnızca lojistik firmalarını değil, tüm ticaret zincirini etkiliyor."
Orta Koridor Potansiyel, Ama Otomatik Avantaj Değil
Bölgesel gelişmelere de değinen Esen Ermiş Ertürk, Orta Koridor'un öneminin arttığını ancak bunun kendiliğinden ekonomik değere dönüşmediğini vurguladı:
"Coğrafi konum tek başına yeterli değil. Demiryolu bağlantıları, liman-hinterland uyumu ve gümrük süreçleri eş zamanlı gelişmeden transit potansiyel kâğıt üzerinde kalır. Geçiş belgeleri, vize engelleri, sürücü açığı ve limanlardaki yoğunluk çözülmeden sürdürülebilir büyümeden söz etmek gerçekçi değil."
Ucuz Taşıma Dönemi Kapandı
Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Esen Ermiş Ertürk, navlunların kısa vadede kalıcı biçimde düşmesini beklemediğini ifade etti:
"Rota güvenliği iyileşse bile sigorta primleri ve filo planlaması eski seviyelere dönmedikçe maliyet tabanı yüksek kalacaktır. Bu nedenle kritik olan ucuz navlun değil, öngörülebilir navlundur. Taşıma modları açısından tek bir kurtarıcı yok. Denizyolu ana omurga olmaya devam edecek ama daha yavaş işleyecek; hava kargo acil ve yüksek katma değerli yüklerle sınırlı kalacak; karayolu yapısal sorunlar çözülmeden büyüyemeyecek; demiryolu ise belirli hatlarda niş çözüm olarak öne çıkacaktır."
Risk Artık Şirketler Tarafından Yönetilecek
Esen Ermiş Ertürk'e göre lojistikte asıl kırılma noktası, riskin kim tarafından yönetileceği sorusunda yatıyor:
"Lojistikte risk giderek taşıyıcıdan değil, sistemi kullanan şirketten yönetilecektir. Bunu erken kabul edenler avantaj sağlayacak. Aksi hâlde her krizde beklenmedik maliyetler ve öngörülemeyen gecikmelerle karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Önümüzdeki dönemin kazananı en ucuz taşıyan değil; belirsizliği fiyatlayabilen, süreyi yöneten ve lojistiği finansal kararlarla entegre eden şirketler olacaktır."